Yasemin Özilhan: Gözlerim dolarak düşünüyorum o günleri
Alem mecmuası, Alem Talks Podcast’lerinin ilkini ‘Tarz ikonu’ Yasemin Özilhan ile hakikatleştirdi. Özilhan, podcast için dostunun evinde olmayı seçim ettiğini belirterek, “Bizim konutta papağanlar, köpekler, çocukların online dersleri varken dostumun evine geldim suskun ve sakin olsun diye” dedi.

“Caddelerde geçen bir çocukluğum oldu”
Bugüne kadar müzakerelerde sorulmayan suallere cevap veren Özilhan, çocukluğu ile alakalı “Çok çok hoş bir çocukluk geçirdiğime inanıyorum. Her gün usuma geliyor çocukluğum. Başka Bir Deyişle neler yaşadığım, civar. Biz meyveleri ağaçtan toplayarak sebzeleri topraktan çıkararak tüm gün caddelerde geçen bir çocukluğum oldu. İnsanların birbirini tanıdığı tehlikesiz ve cümbüşlü bir civarda çok sayfiye bir yerde çocukluğum geçti Mürefte’de” biçiminde konuştu.

“Gözlerim dolarak düşünüyorum o günleri”
Almanya doğumlu Özilhan, 3 yaşında babasının işlerinden dolayı Türkiye’ye gelmiş ve 15-16 yaşına kadar izole bir civarda gelişmiş. “Çok hoş ve tanıdık insanlarla yetiştiğim için o surattan gözlerim dolarak düşünüyorum o günleri…” diyerek çok talihli bir çocukluk geçirdiğini anlatan Özilhan, çocuklarını olabildiğince hayvanlarla ve topraklarla haşır neşir etmeye çalıştığını söyledi.
Eşi İzzet Özilhan ile tanışmalarını da anlatan Yasemin Özilhan “İzzet beni yurt dışında çalışırken televizyonda görüyor fakat ortak bir dost bulamıyor. Türkiye’ye geldiğinde yeniden televizyonda görüyor ve onların sağlık kurumunda Hekimler dizisindeki Ela’yı canlandırırken görüyor” biçiminde konuştu. Daha sonra İzzet Özilhan ablası Türkan Özilhan’ın genel müdür olduğu dizinin çekildiği sağlık kurumuna gelmiş ve ünlü çift orada tanışmış.

“Sıradan olmak lüks bir şey gibi geliyor”
Stiliyle alakalı konuşan Özilhan, “Herkes için sıradan olmak makûs bir şeymiş gibi kazançken bana sıradan olmak lüks bir şey gibi geliyor. Bende bu lükse anne olduktan sonra eriştiğimi düşünüyorum. Anne olduktan sonra daha natürel daha kendin olmak için mücadele gösteriyorsun. Belki anne olmasam bu sevinci süremezdim diye düşünüyordum. Göz önünde olduğumu düşünmüyorum. Kendim farkında değilim” ifadelerini kullandı.
Sete giderken bol ve rahat mahsuller giydiğini söyleyen Özilhan, “Eşofmanlar, bol t-shirtler… Emin bir yaşa kadar yönlendirilmiyorsan bence stilin 20’lerin ortasında oturmaya başlıyor. Şuan sosyal medya sayesinde ister istemez trendleri takip edip modanın içerisinde olabiliyorsun. Ama bizim yarıyılımızda yoktu. Her zaman sadeydim. Belki maksimum sadelikte aradığım şıklık ile kesiştiği zaman o noktadayım demektir bende o noktada olduğumu düşünüyorum bu ara.” dedi.
Sakin ve sıhhatli bir şahsiyet olmayı her zaman kastettiğini ve karakterine göre de uygun giydiğini düşündüğünü söyleyen Özilhan, “O surattan ben rahatsam etrafımda rahat olmalı. Benim tarzım karşısındakine ‘sakin ol’ diyen bir tarz.” biçiminde konuştu.

“Hediye olarak topuklu pabuç alıyordu.”
İzzet Özilhan’ın ilk başlarda tarzını yönlendirdiğini söyleyen Yasemin Özilhan, “Ben devamlı eşofmanlaydım evet şuan çok moda ama ben hep rahat stili özümsemiştim. Ablaları topuklu ve şık giyindiği için ve ona aşina olduğu için genelde oğulları da anne-ablayı misal aldıkları için bana hep hediye olarak topuklu pabuç alıyordu. Beni o yönlendirdi.” dedi.